Atfınazarla Dil Tarihi
Türkçemizde Mustafa Kemal Atatürk
Türkçe, var olduğu günden bu yana başka dillerle kelime alışverişinde bulunmuştur.
Elbette ki bu, her dil için tabii bir durumdur.
Ancak Türklerin İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte Türkçedeki Arapça ve Farsça kelimelerin sayısı hızla artmıştır.
Bilhassa 17. yüzyıldan 20. yüzyıla dek bu kelimelerin kullanımı öyle bir boyuta ulaşmıştır ki, yazılı metinler anlaşılamayacak bir seviyeye gelmiştir.
Bu durum zamanla öyle bir hâl almıştır ki, Tanzimat'tan bu yana dile getirilen "dil devrimini" artık kaçınılmaz kılmıştır.
Bu yazıda Dil Devrimi'ni, Mustafa Kemal Atatürk'ün katkıları üzerinden ele alacağım.
Bildiğiniz üzere, Cumhuriyet tarihinin en büyük adımlarından birisi şüphesiz ki "Dil Devrimi"dir.
Dilin sadeleşmesi, gereksiz yabancı kelimelerin boyunduruğundan kurtulması ve halkın okuduğunu kolayca anlayabilmesi için yapılan bu devrim, masa başında alınmış alelade bir karar değildi.
Mustafa Kemal Atatürk, bu devrimin sadece öncüsü olmakla kalmamış; bizzat çalışarak bugün günlük hayatımızda ve eğitimde kullandığımız birçok kelimeyi kendi elleriyle türetmiştir.
Nasıl mı?
Gelin, birlikte atfınazar edelim.
1930'lu yıllara gelindiğinde harf devrimi yapılmış, okuma yazma oranları artmaya başlamıştı.
Ancak bilimsel terimler hâlâ gereksiz Arapça ve Farsça tamlamaların egemenliğindeydi.
Bir lise öğrencisinin geometri dersinde "üçgenin iç açıları toplamı 180'dir." demesi için şu -kısacık- cümleyi kurması gerekiyordu:
"Müsellesîn zaviyetân-ı dahiletân mecmu'u yüz seksen dereceye müsâvidir."
Bu ağır dil, öğrencilerin analitik düşünmesini engelliyor, ezberciliğe itiyordu.
Düşünün matematiği anlamak ve ifade etmek için dahi azımsanmayacak derecede Arapça-Farsça kelime bilmek gerekiyordu.
1937 yılında Sivas Lisesi'ne yaptığı bir ziyarette geometri dersine giren Atatürk, öğrencilerin bu ağır terimler yüzünden zorlandığını bizzat gördü. Tahtaya geçip dersi kendi türettiği Türkçe terimlerle anlattı ve hemen ardından bu anlattıklarını müfredata koymak için de çalışmalara başladı.
Atatürk, 1937 yılında "Geometri" adlı 44 sayfalık bir kitap yazdı.
Bu kitap, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara kılavuz olarak gönderildi.
Kitabın yazar kısmında isim yazmıyordu ancak bu kelimelerin tamamı Atatürk'ün zihninden çıkmıştı.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türettiği bazı kelimeler:
Zaviye - Açı
Müselles - Üçgen
Murabba - Dörtgen
Mesaha-i sathiye - Alan
Buud - Boyut
Mekân - Uzay
Satıh - Yüzey
Kutur - Çap
Nısf-ı kutur - Yarıçap
Kavis - Yay
Mümâs - Teğet
Zaviye-i mütebadile - Ters açı
Atatürk'ün kelime türetme çalışmaları sadece geometri ile sınırlı kalmadı. Askerî dehâsını, askerî terimleri Türkçeleştirirken de kullandı.
Ordudaki hiyerarşik isimlerin ve stratejik terimlerin halk tarafından anlaşılması için de bazı kelimeler türetti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün Türettiği Bazı Askerî Kelimeler;
Zabit - Subay
Erkân-ı harp - Kurmay
Bir dili bağımsızlaştırmak, o milleti bağımsızlaştırmaktır. Atatürk, "Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin." diyerek dilimizin ne kadar esnek ve matematiksel bir yapıya sahip olduğunu türettiği bu kelimelerle tekrar ortaya koymuştur.
Evet,
Hakikatler böyledir.
Çokça tartışılan bir konu olan Dil Devrimi, bu şekilde açıklanmalıdır.
Böyle açıklamak için de korkmak yahut icazet almak gerekmez.
Aksini iddia edenlerin veya daha fazla bilgi almak isteyenlerin kaynak kısmındaki kitaplara atfınazar etmesi tarafımızca rica olunur.
Hakikatle kalın.
Yararlandığımız Kaynaklar:
Atatürk, M. K. (1937). Geometri. İstanbul: Devlet Basımevi. (Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları).
Korkmaz, Z. (1992). Atatürk ve Türk Dili. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Levend, A. S. (1960). Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.
Ertem, R. (1991). Atatürk'ün Dil Devrimi ve Sonuçları. Türk Dili Dergisi, Sayı: 479, s. 25-32.
Dilaçar, A. (1969). Atatürk ve Türkçe. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.