Kültür · Sanat · Edebiyat

Deniz manzarası...

Yüksel Çapal 14 July 2026 38 okunma
Deniz manzarası...

İnsan kendinden başkasını pek de umursamıyor. Merkezde hep kendisi olsun istiyor. Görün beni diyor belki de... Ben kendimi göremiyorum... Beni duyacak birileri olsun diyor. Bana kızsalar da bu benim fark edilmememden daha iyi. Bırak rahatsız olsunlar benden. Ben rahat olayım yeter. Gönülde olamasam da göz önünde olayım. Zamanında olamadığım kadar... Hikaye şöyle: Vapura binmek için iskeleye geldim. Kapılar açılacak diye bekliyorum. Kadınlı erkekli bir grup yaklaştı iskeleye. Önce konuşma sesleri geldi, sonra kendileri. Orta yaşlarda, beş-altı kişiydiler. Muhtemelen akrabaydılar.Ya da aynı iş yerinde çalışan mesai arkadaşları. İçlerinden bir beyefendi sohbete kendini kaptırmış, kimse onu duymuyor gibi yüksek sesiyle diğerlerinden daha baskın konuşuyordu. Vapur iskeleye yanaştı ve durdu.Yolcular indi. Kapılar açıldı. Ben yukarı kata çıkma niyetiyle adımlarımı hızlandırdım.Ama bu grup gayet uyumlu olan muhabbetlerine pek de ara vermek niyetinde değildi. Sırayla bindik vapura. Ben evden vapurda sakince okurum niyetiyle aldığım kitap ve denizi izleme hayallerimle çıkmıştım. Kitabım, arasında altını çizmek ve notlar almak için bulunan kurşun kalemimle birlikte elimdeydi. Ama okuma hayalim küçük bir sarsıntıya uğradı. Çünkü aynı grup havanın da güzelliği sebebiyle olsa gerek, benim gibi vapurun üst katına çıkmayı tercih etti. Ellerinde poşetler vardı. Masası olan koltukların olduğu yere geçtiler ve poşetlerinde ne varsa çıkardılar ortaya. Gördüğüm kadarıyla simit falan vardı. Çay da alıp sohbeti koyultmak için hiç vakit kaybetmediler. Ben şöyle kenara geçip denizle bir selamlaşıp, kitabımı açtım. Hedeflediğim yere kadar okuma niyetine girdim. Bir iki sayfa okumak gibi bir talihim oldu. Sonra birden yüksek sesli beyefendi daha bir şevkle sesinin dozunu artırdı. Dönüp baktım. Telefonda muhabbete devam ediyordu. Hoparlörü açmıştı. Bir hanımla konuşuyordu. "Sen bana dayım deme hiç." diyordu. Yanındakiler de gülüyordu. Sanırım onlar için esprili bir sohbet söz konusuydu. Gülümseyemedim. Şöyle bir diğer yolculara baktım. Belki birisi "Biraz sessiz olsak." Diye kibarca uyarır diye düşündüm. Bir hanımla göz göze geldik o kadar. Ben de bir şey diyemedim. Tekrar kitaba dönmem pek mümkün görünmüyordu. En iyisi alt kata, kapalı alana inmekti. Manzara pekâlâ alt katın camından da izlenirdi. Kitap okumayı seçtim. Güzel bakabilmeyi... Aşağıya inerken görünmemeyi...Sizce, görünmek nasıl bir şeydi?