Ekranlardaki Şiddet Sarmalı: Nereye Gidiyoruz?
Bu ülkede medya etiğini denetlemekle yükümlü olan RTÜK adında bir kurumumuz var. Ancak sormadan edemiyorum: Bunca "mafya" temalı, suça teşvik eden, kaba kuvveti yücelten dizi ekranlarda boy gösterirken yetkililer tam olarak neredeydi?
Eğer bu sessizliğin cevabı "Biz işin getirdiği maddi kazanca bakıyoruz" ise, bilinmelidir ki o maddi getiri bu toplumdan çok daha değerli şeyleri alıp götürdü:
Aile bağlarımızı zayıflattı,
Karşılıklı saygıyı tüketti,
Tebessümü, muhabbeti ve hoşgörüyü unutturdu,
Kadim Anadolu kültürümüzün yerine içi boş bir popülizm bıraktı.
Bu diziler bizi biz yapan değerleri birer birer elimizden alırken, bunu hissettirmeden, alıştırarak ve yavaş yavaş yaptı.
Yerine Ne Koydular?
Peki, gidenlerin yerine ne geldi? Şiddet, çeteleşme, çarpık ilişkiler, ihanet ve daha nicesi... Şanlıurfa'dan Kahramanmaraş'a kadar okullarımıza sıçrayan, toplumsal huzuru tehdit eden o şiddet olaylarını izlerken "Biz nasıl bu hale geldik?" diye iç geçiriyoruz ya; aslında cevabı her akşam evimizin başköşesinde duran o camdan kutuda gizli.
Bugün artık bu yapımların acı meyvelerini topluyoruz:
Boşanma oranları hiç olmadığı kadar yüksek.
İnsan hayatına kastetmek normalleştirilmiş durumda.
Toplumsal güven duygusu yerini derin bir kaygıya bıraktı.
İğneyi Kendimize Çuvaldızı Başkasına...
Evet, denetleyici kurumların sorumluluğu büyük; peki ya bizimki? Sorumluluk sadece RTÜK'te değil. Toplum olarak her önümüze konan diziyi bilinçsizce izleyip bağımlısı olmamız da madalyonun diğer yüzü. Gördüğümüz şeyin içinde ahlaki bir yıkımdan ve çirkinlikten başka bir şey olmadığını bile bile neden ısrarla izlemeye devam ediyoruz?
Sonuç olarak; bu yazı sadece bir sitem değil, bir uyanış çağrısıdır. Ekranlardaki bu kurgu dünyalar gerçek hayatımızı karartmadan önce; hem izleyici olarak bizlerin hem de denetleyici olarak yetkililerin artık "dur" demesi gerekiyor.
Eserinden memnun musun RTÜK? Peki ya biz, izlediklerimizden memnun muyuz?
Mehmet Sinan KILINÇ