Kültür · Sanat · Edebiyat
Deneme

İçtimai Bir Varlık Olan İnsanın Bireysel Medcezirlerinin İz'ani Aksisedası

Üzeyir Özkul 28 April 2026 183 okunma
İçtimai Bir Varlık Olan İnsanın Bireysel Medcezirlerinin İz'ani Aksisedası

Alem-i cihanda ademi âdem eyleyen mahiyetlerin ne yazık ki hazin tenakuzları vukuu buluyor: İnsan ruhu şeffaf bir kristal kadar berrak olduğu gibi, içinde karanlık dehlizler de barındıran muazzam bir muammadır. Hayat yolculuğunda kurulan bağların ulvi değerler üzerine inşa edildiğini düşünürüz. Oysa gerçeklik bazen bir aynanın kırılıp hakikati yüzümüze çarpması kadar serttir... Yürümeyi öğrettiğinin ilk adımında seni terk etmesi bazen nankörlüğün bazen de bundan bağımsız olarak insanın kendi ayakları üstünde durma telaşının yarattığı o bencil körlüğün mülahazasıdır. Her canlı kendi menziline ulaştığında o yolda yürümesini sağlayan desteği bir yük olarak görmeye başlar. Tıpkı bir körün gözleri açıldığında ilk önce bastonunu atması gibi... Oysa o baston, zifiri karanlıkta onun yegâne gören gözü, dünyayı anlamlandıran pusulasıdır. Işığa kavuşmanın sarhoşluğu, karanlığın sadık dostunu bir çırpıda değersiz kılar. Günümüzde kavramların içi boşaltılırken en büyük darbeyi fedakarlık almıştır. Hakiki fedakarlık özünde bir işteşlik ihtiva eder; iki gönlün aynı frekansta buluşup birinin eksilen yanını diğerinin tamamlamasıdır. Ancak terazi dengesini kaybettiğinde ortaya çıkan tablo hazindir: Biri fedâ ederken biri kâr ediyorsa bu artık bir erdem değil, ticâret vasfına bürünmüş bir alışveriştir. Ruhların pazara döküldüğü bu münasebetlerde iyilik, sadece bir yatırım aracına dönüşür, minnet mihnete döner, söz dilde asılı kalır gönle işlemez. Karşılığında minnet beklenen her eylem, gönülsüzce yapılan her fiil, manası nakıs lakin alkış bekleyen her mahiyet veresiye defterine kaydedilen bir borç senedinden farksızdır. Asıl erdem feragat etme sanatında gizlidir. Feragat diğerkâm olmaktır; yani kendi nefsinden vazgeçip karşıdakinin varlığını önceleyebilmektir. Fakat bu vazgeçişin dahi bir haysiyeti olmalıdır: Benliğinden ödün verecek tevazudan, pireyi deve yapacak kibriyattan kaçabilmek. Feragat inşa edebilmeli işteş olguları. Yaşanmışlıkları farklı perspektiflerde dile pelesenk etmek, yapılanı her fırsatta izhar etmek aslen o saf benliği nakıs kılmaktır. Göze sokulan her mahiyet muhatabını ezen bir tahakküm aracına dönüşür. Bir iyiliğin, bir fedakarlığın, gönülden gönüle gönüldaşlık için yapılan bir eylemin kutsiyeti yapıldığı an ile unutulduğu an arasındaki o sessiz boşlukta saklıdır. Hülasa; insan bastonunu atan körün nankörlüğüne de elini bırakan ilk adımın telaşına da hazırlıklı olmalıdır. Çünkü bazen de gerçek erginlik; karşılık bulamadığında incinmemek, karşılıklı ilişkileri bir ticaret metaı haline getirmemek ve en önemlisi feregat ederken de çekip giderken de sesszliğini koruyabilmektir. Zira göze görünmeyen her değerli eylem, ruhun en parlak nişanesidir...