Kültür · Sanat · Edebiyat
Blog

İKİ ÇARESİZLİK ARASINDA İNSAN

Mahmut Umut Akar 03 July 2026 3 okunma
İKİ ÇARESİZLİK ARASINDA İNSAN

İKİ ÇARESİZLİK ARASINDA İNSAN


İnsan, dünyaya gelirken kendi kararını vermez. Ne doğacağı zamanı seçebilir ne de doğacağı yeri. Gözlerini açtığında kendisini hazır bulduğu bir hayatın içinde bulur. Bir aile, bir şehir, bir dil ve bir kader... Bunların hiçbiri onun tercihi değildir.


Hayat ilerledikçe insan, her şeyi kontrol edebildiğini sanmaya başlar. Planlar yapar, hedefler belirler, geleceğini şekillendirmeye çalışır. Oysa ne kadar güçlü görünürse görünsün, varlığının en önemli iki anında tamamen çaresizdir: Doğumunda ve ölümünde.


Dünyaya gelişimiz elimizde değildi. Dünyadan gidişimiz de elimizde olmayacak. Bu iki kesin gerçek arasında geçen ömür ise bize emanet edilmiş kısa bir yolculuktan ibarettir.


İslam inancında ölüm bir son değil, bir geçiştir. İnsan bu dünyaya kalıcı olmak için değil, imtihan edilmek için gönderilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de her canlının ölümü tadacağı bildirilir. Bu nedenle ölüm, kaçılması mümkün olmayan bir gerçek olduğu kadar, hayatın anlamını da belirleyen bir hakikattir.


Modern çağın insanı çoğu zaman ölümü düşünmekten kaçınır. Oysa ölümü hatırlamak yaşamı değersizleştirmez; aksine ona anlam kazandırır. Çünkü sonlu olduğunu bilen insan, zamanının kıymetini daha iyi anlar. Kırgınlıklarını azaltır, sevgisini çoğaltır ve geride bırakacağı izleri düşünmeye başlar.


Belki de insanın en büyük yanılgısı, bu dünyada kalıcı olduğunu sanmasıdır. Oysa bizler birer yolcuyuz. Gelişimiz bizim tercihimiz değildi; gidişimiz de olmayacak. Fakat bu iki nokta arasında nasıl yaşayacağımız bizim elimizdedir.


Önemli olan ne zaman doğduğumuz ya da ne zaman öleceğimiz değil; bu iki bilinmez arasında nasıl bir insan olarak yaşadığımızdır. Çünkü insanın geride bıraktığı en büyük miras, sahip oldukları değil, yaşarken ortaya koyduğu ahlakı, iyiliği ve izleridir.


Sonuç olarak insan, iki çaresizlik arasında yürüyen bir misafirdir. Doğum ve ölüm arasındaki bu kısa yolculukta anlam arayan, hata yapan, öğrenen ve olgunlaşan bir yolcu... Ve belki de hayatın en büyük hikmeti, kontrol edemediğimiz başlangıç ve son arasında bize verilen zamanı en güzel şekilde değerlendirebilmektir.