Kültür · Sanat · Edebiyat

Metrobüste bayram manzarası...

Yüksel Çapal 02 June 2026 44 okunma

Bayramlarda manzara biraz farklı gözükebilir. Manevi haller ön plana çıkabilir. Duygularımız bize hızlı iniş çıkışlar yaşatabilir. Bazen geniş bir perspektiften daha yumuşak geçişler, bazen de düşünce değil de, beden karar mekanizması hâline gelebilir. Toplu taşıma da bunun için bize renkli manzaralar sunar. Bir de bayramın ilk günü ise, sabah namazı için kalkıp bayram namazina gidenleri uğurlayıp, kahvaltının tatlı telaşına girdiyseniz ve uykuya bugünlük veda ettiyseniz akşamı zor edersiniz. Buna bayram ziyaretleri de eklenince yorgunluk tavan yapar. Eve dönüş ve yarın sabah biraz daha fazla uyuma hayâli sizi ayakta tutmaya yardım eder. Uzatmadan hikayeme geçeyim: İstanbul'un neredeyse diğer ucunda oturan akrabaları ziyaretten dönüyorduk. Ailece metrodan sonra metrobüse bindik. "Oturacak yer olsa da otursam." diye düşünüyordum. Uyanıklık yapıp, ortalardaki yerlerde durmayıp, koltukların aralarındaki boşluklara geçtim ve birilerinin inmesini beklemeye karar verdim. Niyetim, birisi kalkınca onun yerine oturmaktı. Evet bir iki durak sonra koltuklardan bazıları boşaldı ve hemen kapıldı.Yakınımdaki bir koltuğu gözüme kestirdim ama yanında çocukları olan bir hanım hızlı davrandı. Yolculuk devam ediyordu. Mecidiyeköy'de tekrar bir sirkülasyon oldu. Yine bir koltuk vardı göz kırpan fakat onu da orta yaşlarda bir beyefendi önce yüzüme şöyle bir bakıp, sonra bir manevra yapıp kaptı. O an "O da yorgun demek ki." diye düşündüm. Bu durum sonradan komik de geldi. Nitekim iki durak sonra aynı beyefendi indi. O sıra da metrobüsün ortalarından bir grup, şoföre kızgın ve yüksek bir ses tonuyla ikazda bulundu. "Hoop şoför bey, daha inecek vardı neden kapıları hemen kapattın?" diye. Şoför bunu çok da duymuş gibi gelmedi.Ve nedense burnuma bir ara hafif bir anason kokusu geldi. Ben boşalan koltukla göz göze geldim. "İnmemize iki durak var, otursam mı?" diye düşünürken yorgunluk ağır bastı koltuğa oturdum. Bu koltuğun başka bir talibinin olduğunu kulağında kulaklığıyla genç bir hanım yaklaştığında anladım. "Bu sefer ben kaptım." diye bir tebessüm ettim içimden. Yan tarafımdaki koltuklardan birinde oturan bir bey, genç hanıma "Gelin böyle oturun." dedi. Genç hanım "Hayır,    teşekkürler." dedi ama beyefendi ısrar edince o da oturdu. Nedense burnuma yine bir anason kokusu geldi. İneceğimiz durak yaklaşınca bende ayağa kalkıp ailemle birlikte kapıya yaklaştım. Peşimden ısrarcı bey, benim bıraktığım,o paylaşılamayan koltuğa geçiş yaptı. Biz indik ama metrobüs hâlâ epeyce doluydu. Yorgunluk ve yolculuk biter mi sizce?