ŞAHSİYET:
Âyet: “Onlar dillerini eğip bükerek konuşmazlar.” (Nisâ, 4/145)
Hadîs: “Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğz etsin. Bu ise îmânın en zayıf derecesidir.” (Müslim, iman, 20)
Bu sözlerden anlaşılacağı üzere şahsiyet yani dik duruş ne kadar ehemmiyetli bir kavramdır ki o kimseler sözlerinde, eylemlerinde ve hallerinde bir örnek timsali olmak zorundadırlar. Sabır, gayret ve insani değerlere bağlılık noktasında daima bir mücadele halinde olmalıdırlar. Dik duruşun ifadesi olsa olsa budur. O kimseler; her koşulda iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar. Temsil ettikleri makamı -ki bu evvela insanlık makamıdır- şahsiyetleriyle ön plana çıkararak gerçek bir ‘Ziyâ’ nasıl olunur bunun en güzel örneğini ortaya koyarlar. İnsanı önceleyen, onun şahıs tasarruf emniyetini ve mesken masuniyetini (dokunulmazlığını) korumayı, ırz, can ve malını muhafaza etmeyi gaye edinen Emniyet Teşkilatı, maiyetinde bulundurduğu her memurunun her şekilde gerçek bir şahsiyet olmasını arzu eder ve buna azmeder. Bu sebeple evvela kendi şahsiyetimizi tescil etmeliyiz ki akabinde çok güzel hadiseler ve kaliteli hizmetler sadır olabilsin.
Peygamber efendimiz bir gün Safa tepesine çıkararak Kureyş kabilesine seslenir. Orada bulunan topluluğa yüksek bir sesle: “Ey Kureyş topluluğu! Ben size şu dağın eteğinde veya şu vadide size saldıracak ve mallarınızı gasp edecek düşman atlıları var desem, bana inanır mısınız?” diye seslenir. Onlar bila tereddüt: “Evet, inanırız. Çünkü şimdiye kadar senin yalan söylediğini hiç işitmedik. Seni hep doğru olarak tanıdık.” Diye cevap vermişlerdir. (Buhari Tefsir, 26) Yani orada bulunan herkesten aynı tasdiki almıştır. Bu, onun karşısında bulunan veya bulunmayan kim olursa olsun doğruluğu, dürüstlüğü, mücadelesi dolayısıyla dik duruşunu yani şahsiyetini herkese tescil ettirdiğinin bir göstergesidir “Bir Teşkilatın İnşası” işte bu müspet şahsiyetler olan Ziyâ’ların varlığı ile ancak mümkündür.
‘Şahsiyet’ ideal insan tipinin bir vasfıdır.
Şiir:
ŞAHSİYET
Kimse senden üstün değil
A Şûbesi, B Şûbesi…
Seni alçak gören rezîl!
Bilmez miydi ne öncesi?
Kimliğinden gelir yoksa
Bir i’tibâr görüyorsa
Dün geldiği yere baksa
Sen olmazdın eğlencesi
Kavuşunca imtiyâza
Lüzûm duymaz teyakkuza
Oldu ya Lât, Menât, Uzzâ
Eğdirmektir baş gâyesi
Başlar üste; tekmîl, arzlar
Nâfileler olur farzlar
Kibir dolu verir pozlar
Altındandır çerçevesi
Nutuk verir, bilgi noksân
Cesâreti formasından
Korkaklık mecmûasından
Bir acziyet göstergesi
Üç satırlık okuması
Olur ahlâk, din hocası
Şahsiyeti Çin kumaşı
Beş kuruşa bir metresi
“Bittim” deme, dirâyet et
Dönecektir devrân elbet
Geçici bir fetret zannet
Var onun da bir süresi
EBEDÎ der: At ağını
Tavassutun yüz dağını
Çek liyâkat bayrağını
Dik, şahsiyet âbidesi”